TEMEL KILIÇOĞLU.
1913- 1987
Rahmetli Babam, bana ve kardeşlerime, vatanın, devletin ve milletin bekası için Türk ve İslâm düşmanlarıyla verilmesi farz olan mücâdelede, karşımızdakinin gücü, kuvveti, makamı, rütbesi ne olursa olsun onlardan korkmamayı, vatan hainleriyle her sahada ve şekilde savaşmayı öğretti.
Bugün, Türklük, vatan, devlet, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı alçak ve kahpelerle olan mücâdelemin ilhamını ve cesaretini babamdan aldım.
O' korkusuz bir Öğretmendi.
O'nun, Milli Eğitime sızmış- sızdırılmış Türk düşmanı kişi ve yöneticilerle öyle bir destansı mücâdelesi vardı ki burada anlatmak, sizlerle paylaşmak satırlara ve saatlere sığmaz.
O' bugün hayatta olup;
Eğitimin bilerek ve kasten içine düşürüldüğü çürümüşlüğü görmüş olsaydı, Mili Eğitimin başındaki zata, iktidara ve güç zehirlenmesi yaşayan Tek Adama ''Sizler, Türk- İnsan ve Müslüman mısınız?'' diye sorardı.
O’ bir TÜRKÇÜ,
O’ bir ÜLKÜCÜ,
O’ bir ihlâs sahibi MÜSLÜMAN,
O’ ömrü vatan hainleriyle mücâdele etmekle geçen bir ÖĞRETMENDİ.
O’ çocuklarının ve öğrencilerinin Türk milletine hayırlı birer evlât olmaları için gecesini gündüzüne katıp, 43 yılık bir öğretmenlik mesleğinin verdiği aşırı yorgunluk neticesinde yakalandığı Parkinson hastalığından 1987 de ebediyete göçen bir EĞİTİM ÇINARIYDI.
Babasını henüz daha 3-4 yaşlarında kaybetmişti.
Deniz Kaptanı olan Babası OSMAN AĞA, savaşta deniz yoluyla Orduya silâh ve erzak taşıdığından üşütüp zatürre olunca 25 yaşında vefat eder.
1932 yılında İstanbul Haydarpaşa Lisesinden mezun olup, 43 yılık meslek hayatında tâyin olduğu her okulda gönlü ve beyni Türklük, vatan ve din aşkıyla donanmış öğrenciler yetiştirerek Türk milletine armağan eden koca bir yürek, eşine ender rastlanılan çok yönlü bir öğretmendi.
O’na;
Kimi VELİ,
Kimi HOCA,
Kimi de BABA derdi.
Hangi öğrencisinin;
Okula aç geldiğini,
Ayağındaki lastiğin delik olduğunu,
Çorabının ve iç çamaşırının olmadığını,
Yattığı odasının camının kırık olduğundan üşüyüp öksürdüğünü,
Hangi öğrencinin babasıyla anasının aralarının açık olduğunu ve bu yüzden ders çalışamadığını bilir, bütün bu olumsuzluklara çare olmaya gayret gösterirdi.
Rahmetli Babamın mânevi şahsında tüm Öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyor, aramızdan ayrılanlara rahmetler, hayatta olanlara sağlıklı uzun ömürler niyaz ediyorum.
Eve çoğu zaman çıplak gelirdi.
Soğuk kış günlerinde sokakta üşüyen bir garip gördüğünde, sırtında fanila, gömlek, kazak nesi varsa çıkarıp o garibe giydirir, kendisi ise ceketinin yakalarını kaldırarak titreye titreye eve gelirdi.
Babamın bu durumunu gören rahmetli annem O'na, ''Bey! Yine bir garip gördün, bu yüzden ceketinin yakalarını kaldırmış titriyorsun'' derdi.
Ruhun şâd olsun, veli, merhamet ve cesaret âbidesi bilge Öğretmen.
ORHAN KILIÇOĞLU