Zamanın henüz daha müsait olmadığı inancıyla soyunu açık edemeyen genetik arızalı bedbahtlar, bunun ezikliği altında uyuz olup kaşınma ihtiyacı duyduklarından olacak ki her fırsatta TÜRK'E sürtünüp sataşmakla tedavi olacaklarını zannederler.
Türk'ün azâmeti, asâleti ve ihtişamı karşısında kaşıntıları tutan bu uyuz eşekler, her kaşıntıları tuttuğunda anırıp bağırırlar;
Ortak vatan...
Eşit vatandaşlık...
Çok milletli bir Anayasa...
Türk diye bir millet yoktur...
İstiklâl Marşı kaldırılmalıdır...
Bayrağın şekli böyle olmamalıdır...
Devletin ''TC'' ismi değiştirilmelidir...
Anayasanın ilk dört maddesi silinmelidir...
''Ne Mutlu Türk'üm Diyene'' sözü bölücülüktür...
Bu ülke, 36 ayrı etnik kökenden oluşan bir mozaiktir...
Türk ismi Anayasadan kaldırılmadığı müddetçe demokrasi gelmez...
Her yılana bir asa,
Her Fıravun'a bir Musa,
Her Nemrut'a bir İbrahim,
Her Bolu Beyine bir Köroğlu,
Her uyuz eşeğe de bir kaşağı vardır elbet.
Bilhassa din kisvesine bürünerek bu kisve altında Türklüğe çatanlara çok iyi dikkat edilmeli zira bu gibiler koyunlarında haç gezdirirler, utanmadan da âlim- ulema pozlarıyla câmi - dergâh - tekke çevrelerinde vaaz verirler.
Yüce dinimiz İslâm’ı süfli maksatlarına âlet ederek Türk milletini inkâra kalkışanların bu aşağılık fikirlerine kanan saf ve temiz insanlarımızı mutlaka uyarmalıyız.
HAVA- TOPRAK – SU VE TÜRK;
Bu dördünü sev…
Bu dördünden um...
Bu dördünden kork...
Bu dördüne karşı sakın nankör olma…
Çünkü bu dördü olmadan yaşama şansın yoktur!
Hava, toprak ve suyun sayesinde biyolojik varlığın devam ederken, asil ve soylu bir millet olan Türk'ün insaniyeti, adâleti ve merhameti sayesinde ise insan onuruna yakışan bir hayat sürersin.
İKİ KİŞİDEN KAÇARIM.
Bu iki kişiyi gerekirse yanımdan kovarım.
Biri, Türk'e düşman sözde Müslüman.
Diğeri, İslâm'a hor bakan sözde Türk.