Asâletin Türklükte, gerçek hürriyetin ise Hakk`a esarette olduğuna inanarak sıratı müstakim üzere yaşamaya özen gösterdim. Kutsâl emaneti yüklenip hilâfeti taşımaya tâlip olarak, dünya hayatının kısa oluşunun şuurundan hareketle ömrümün en az 45 yılını TÜRKLÜK- VATAN- DİN ve DEVLET UĞRUNDA en verimli bir şekilde değerlendirmeyi ibâdet bildim.
Dünya hayatı ile ebedi hayatın kavşak noktasını teşkil eden "SON NEFES ANIMDA" gönlümün ve beynimin gönderinden bir ömür boyu hiç indirmediğim Türk milliyetçiliği bayrağını, Türklük – Vatan - Din ve devlet sevgisiyle dopdolu olarak yetiştirmeye gayret sarf ettiğim biricik oğluma teslim edebilmenin hazzı ile mes`ut ve bahtiyar bir şekilde ebediyete intikâl etmek isteyen; Allah'a kul, Hz. Muhammed Mustafa’ya ümmet, Nihal Atsız`a çeri, Arvasi Hocaya meftun, Necdet Sevinç`e vurgun ve dahası cennet mekan Alparslan Türkeş`in gönül ikliminden nasiplenmiş 80 ninde bir dedeyim artık....
ŞAİRİN DEDİĞİ GİBİ;
Ölüm korkutmuyor bizi
Lâkin vatandan ayrılışın ıstırabı çok..
HEP DÜŞÜNÜRÜM;
Bir vatansever ülkücü için, kahpelerin meydanlarda volta attığı, kriptoların Ankara'da ahkâm kesip Türk milletinin milli ve mânevi değerlerine ahlâksızca saldırdığı böylesi bir zamanda susup köşeye çekilmek, vatanı çerisiz koyup kaçmaktır, firardır,
Ve de ihanettir diye...
Yaşımız, 80 e dayandı.
Yorgunluk ve hastalıklar çullandı üstüme.
Tek tesellim, ömür boyu bıkmadan usanmadan, gece gündüz demeden Ülkü Ocaklarında bildiklerimi anlatmaya çalıştığım gençlerin yanı sıra, vatan, Türklük ve milletimin selâmeti için hiç kimseden ve hiç bir tehditten korkmadan yazdığım 10 binlerce sayfa yazılarımdır.
EN BÜYÜK ŞEREFİM, GÖĞSÜMDEKİ VATAN YARASIDIR.
İnsanların büyüklüğü, sahip oldukları mal, mülk ve makamla değil, göğsünde ki vatan yarasının verdiği ıstırabın büyüklüğü ile doğru orantılıdır.
Göğsünde vatan yarası olmayan ve bu yaranın ıstırabıyla çile çekmeyenlerin hiçbir kıymeti harbiyeleri olamaz. Böylesi tipler ot gelir, zamanı tüketip bir daha anılmamak kaydıyla ot gibi göçerler ki bu tiplere en çok Ankara'nın belli bir mekânında rastlarsınız. Milletin tarlasında yayılırlar, ara sıra göstermelik nutuk atar, numaradan müslümanlık, milliyetçilik ayağına yatarlar.
Dostlarım bana, göğsümde ki mevcut vatan yarasının büyüklüğüne ve Türk milletinin istiklâli ve istikbâli adına taşıdığım endişelerimin verdiği acılarımın neticesinde yazılarıma döktüğüm çığlıklarıma göre değer biçsinler.
Bir gün aniden sizlere Allah'a ısmarladık demeden göçersem;
Sakın arkamdan, korktu ve firar etti demeyin dostlarım.