Türkiye'de doğru siyaset olsaydı

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün ülkemizdeki Suriyelileri konuşmazdık; Suriye'deki Türkleri, Türkmenleri konuşurduk. Kültürel haklarının verildiğini, Türkçeyle eğitim yapan okullara gitmeye başladıklarını konuşurduk. Suriye'de çıkardıkları Türkçe yayınları incelerdik.

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Suriye'deki PKK / YPG yapılanmasını konuşmazdık; Azez'deki, Halep'teki, Lazkiye'deki Türkleri, Türkmenleri konuşurduk. Oralarda açılan Yunus Emre enstitülerinden söz ederdik.

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Kandil'i, Sincar'ı, Irak'ın kuzeyinde bağımsızlık referandumu yapan yönetimleri konuşmazdık; Kerkük'te, Erbil'de, Tuzhurmatı'da açılan Türk okullarını konuşurduk. Kerküklü şairlerin şiirlerini, yazarların romanlarını okuyor olurduk. Irak'taki Türk yurtlarına Arzu Kamber masalı derlemeye giden araştırmacılarımızı konuşurduk.

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Muğla'ya, Aydın'a, İzmir'e bağlı adalarımızda konuşlanan Yunan birliklerini, onları ziyaret eden Yunan devlet adamlarını konuşmazdık; bu adalardaki Türk birliklerini ve onları ziyarete giden bakanlarımızı, komutanlarımızı konuşurduk.

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Sisi'yi, Mursi'yi konuşuyor olmazdık; Mısır'da Türkiye'ye dost olan bir yönetimi konuşurduk. Mısır'da Türk soyundan geldiğini bilen aileleri konuşurduk. Hangi Türk soylu ailenin Mısır'da hangi önemli yerlere geldiğini, hangi işleri başardığını konuşurduk.

Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Libya'daki bir yönetimin tehditlerini konuşuyor olmazdık; Libya'daki, Tunus'taki, Cezayir'deki Türk dostu yönetimleri konuşurduk. Dayıların soyundan gelenleri, Türk soyundan gelmiş olmakla övünen aileleri konuşurduk.

Bütün bunların hiçbiri hayal değildir. ABD, Rusya, Çin gibi ülkeler dünyaya nizam vermeye çalışıyorlar. Elleri kolları her yerde. Fakat ben onları örnek göstermek istemiyorum. Türkiye ile neredeyse denk bir ülkeyi, İran'ı örnek göstermek istiyorum.

İran'ın Irak'taki nüfuzunu, Suriye'deki uzantılarını hepimiz biliyoruz. İran için hayal olmayan, Türkiye için neden hayal olsun? Türkiye de elbette komşularından başlamak üzere dünyanın her tarafındaki Türklerle, Türk soylularla, Türk kültür havzasına giren bölgelerle ilgilenebilir. Bu ilginin sonunda da Türkiye lehine sonuçlar elde edebilir.

Bunun için ilk olarak bu işe niyet etmek gerekir. İhvancılığı bir yana bırakıp dünyayı Türk gözüyle görmek gerekir. Ümmetin parçalanmasından değil milletin parçalanmasından endişe etmek gerekir. Milletin adını bilmek, Türk adıyla gurur duymak gerekir.

İkinci olarak hamasi nutuklara dayanan bir politika değil akıllı ve seviyeli bir politika izlemek gerekir. Komşulardan başlayarak dünyanın her yanındaki Türkleri, Türk soyluları, Türk'e hoş bakanları araştırmak gerekir. İlmî araştırmaların sonunda bir döküm (envanter) çıkarmak gerekir.

Üçüncü olarak bilimde ve sanatta yükselmek gerekir. Bilimde ve sanatta yükselmeyen toplum güçlü toplum, devlet büyük devlet olmaz. Büyük devlet olmadan da bu gibi siyasetler güdülemez.

Millî bir politika gütmek için elbette milliyetçi olmak gerekir. Fakat milliyetçilik bağırıp çağırmakla, ona buna efelenmekle olmaz. Millet ile ümmeti birbirine karıştırarak milliyetçilik olmaz. İhvancılarla iş birliği yapılarak milliyetçilik olmaz. Açılım politikası diyerek devleti bölücülerle masaya oturtarak milliyetçilik olmaz. Açılımcıları destekleyerek, onlara bastonluk yaparak milliyetçilik hiç olmaz.

Milliyetçilik kültürel donanım ister, sanat zevki ister, kalite ister, ahlak ve nezaket ister. Tanışmadığınız, henüz yeni tanıştığınız kimseyle teklifsiz tekellüfsüz söze girişmek nezakete uymaz. Milliyetçi nazik, ahlaklı, seviyeli olmalıdır.

Meşrutiyet dönemindeki ve Cumhuriyetin ilk on yıllarındaki Türkçülere, milliyetçilere bakınız. Gökalp'lara, Ömer Seyfettin'lere, Yusuf Akçura'lara, Hamdullah Suphi'lere, Sadri Maksudi'lere, Atsız'lara, Nihat Sami'lere, Hüseyin Namık'lara, Nejdet Sançar'lara, İsmet Tümtürk'lere, Alparslan Türkeş'lere, Fethi Tevetoğulları'na, Dündar Taşer'lere, Muzaffer Özdağ'lara bakınız; ne demek istediğimi anlarsınız. Fakat sözü uzatmaya hiç hacet yok; Atatürk'e bakınız ve ne demek istediğimi anlayınız. 

Atatürk'ün siyaseti bize Hatay'ı kazandırmıştır. Sonra da Kuzey Kıbrıs'ı kazandık. Ya bugün?... Bir gece ansızın… diyerek efeleniyor ve sadece kendimizi avutuyoruz.  

YORUM EKLE