TRABZONLUYA- RİZELİYE SÖVÜLÜYOR, TRT DESTEKLİYOR.

TRABZONLULAR İSE KENDİSİNE HAKARET EDİLEN DİZİYE İZLENME REKORU KIRDIRTIYOR!
Cumhurbaşkanı nezdinde TRT Genel Müdürlüğüne!
Sn. TRT Genel Müdürü!
Trabzon- Karadeniz insanına bu hakaret niye?
Sorduklarıma amasız, fakatsız, eğip bükmeden cevap vermenizi bekliyoruz!
''Taşacak Bu Deniz Dizisi''nin senaryosunu Yunan İstihbaratı mı yazdı?
Şayet Yunan İstihbaratı yazmadıysa, kimler, ne için ve hangi maksatla yazdılar?
Dizinin senaryosunu mutlaka okumuş olmalısınız.
Senaryosu buram buram Pontus kokan ve bunun yanında Trabzon insanını aşağılayıcı sahnelerle linç eden bu diziyi nasıl kabullendiniz ve hangi maksatla ve ne cür'etle devlet televizyonu TRT 1 de yayına soktunuz?
Dizinin 1. Bölümünün başlangıcında;
Ekrana kocaman harflerle ‘’Yunanistan- Atina’’ yazısı...
Atina'da bulunan tapınakların uzun uzun ekrana düşürülmesi...
Mezuniyet töreni sahnesinde ise kocaman bir Acrapolis yazısı...
Ardından kilisede cenaze töreni ve Papazın, İstanbul bizimdir dercesine siyâset dolu bir konuşma yaparak “Bizler Konstantinapol’ün evlatlarıyız. İstanbullu Rumlarız. Türkiye’de de olsa Yunanistan’da da olsa hep araftayız. Bundan böyle araf yok'' demesi.
Sonunda ise ekranda kocaman bir ATİNA- TRABZON yazısı ve Sümelâ Manastırı. Böylece dizinin Trabzon bölümü başlıyor.
''Taşacak Bu Deniz Dizisi'' normal ve masum bir dizi olmanın çok ötesinde maksatlı ve de dış bağlantılı bir operasyon olmalı!
Trabzon'da kullanılmayan ''KOÇARİ'' kelimesiyle Rize'yi de işin içine katarak, dizide geçen iğrençliklerin daha geniş bir sahaya sıçratılmasına özen gösterilmiş.
TAŞACAK BU DENİZ
EVET, DENİZDEN, PONTUS VE TRABZOLUYU AŞAĞILAMA, TRABZONLULARA HAKARET TAŞTI.
Dizideki rezâletler;
Köye gelen Yunanlı Doktora üç kişilik tecâvüz sahnesiyle Trabzon insanı, ırz ve namus düşmanı olarak gösteriliyor...
Âile içi şiddet, müstehcen söz ve davranışlar, işkence, sadistlik...
Bebeğini satacak kadar aşağılama, iftira, geri zekâlı- manyak davranışlı, aptal görünümlü, birbirlerine saygısız bir Trabzonlu tiplemesi...
Diğer taraftan;
Yunanlı kızın zeki, Trabzon insanın ise aptal, gerizekâlı olarak gösterilmesi...
Yunan terbiyesi! ile büyüyen ve Hıristiyan olan Elene'nin Müslüman olan insanları sükunete, aklı selim olmaya, yalan konuşmamaya, dürüstlüğe davet ederek Türk kültürünün ve İslâm'ın küçük düşürülmesi...
Çok aşağılayıcı ve küçültücü bir şekilde işlenen;
Kan davası, hasımlık, akıl, i'zan ve ahlâk dışı davranış bozuklukları...
Rastgele ve aptalca sağa sola kurşun sıkmalar, çok iğrenç bir şive...
Bu dizide, hayâli Pontus propagandasının yanında, bir diğer gaye ise; Trabzonluları gözden düşürmek, her yönüyle alaya alıp küçültmek, aşağılamak, ahlâki yönden çürümüş, âile yapılarını ise çökmüş olarak göstermek ve dahası Trabzonluları çok yönlü LİNÇ ETMEK. Üstelik de milletin parasıyla çekilip, devletin kendi televizyon kanalından yayına sokulmuştur.
Birçok bilgi birikimli, kültür sahibi akademisyen ve milli ruha sahip insanımız bu rezâletin farkında oldukları halde nedense suskunlar.
TRT GENEL MÜDÜRÜ!
Trabzonlular adına size emrediyorum!
Trabzon insanını küçümseyen, kötüleyen, alaya alan, ahlâken ve âile yapısı bakımından aşağılayan, dahası bilinçli bir şekilde Pontus propagandasının beraberinde LİNÇ EDEN bu aşağılık ve iftiralarla dolu Taşacak Bu Deniz Dizisini kaldıracak ve dahası TRABZON İNSANLARINDAN ÖZÜR DİLEYECEKSİN.
Makamı, konumu ne olursa olsun, hiç kimse Trabzonluları aşağılama, alaya alıp manyak, geri zekâlı, küstah ve ahlâksız olarak tanıtmak cür'etini gösteremez.
TRT-1 de bu diziyle Trabzon insanını nasıl aşağılıyorsanız, bin misli ile size ve bu kirli projenin içinde olanlara iâde ediyoruz.
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!
Bu denli aşağılanıp, aleni olarak Pontus propagandası yapılırken, bütün bu iftira, karalama, aşağılama ve Pontus propagandasını göremeyen veya görmek istemeyen Trabzon ve bölge insanı, bırakın kendisini aşağılayan diziyi ve TRT'yi protesto etmeyi, bu maksatlı diziye izlenme rekoru kırdırdı.
Üzüntüyle görüyorum ki;
Trabzon'da medyanın tamamı sıfır...
Trabzon'da mevcut STK'lar çürümüş...
Trabzon'un tüm parti Milletvekilleri...
Partilerin İl, İlçe Başkan ve yöneticileri...
Büyükşehir, Ortahisar ve tüm Belediye Başkan ve Meclis üyelerinin milli- kültürel duygu, düşünce ve refleksleri tamamen körelmiş...
SON OLARAK DİYORUM Kİ;
Kıymetli Trabzonlular, ülkemizin güzel insanları!
Trabzon üzerinde çok sinsi ve kirli bir PONTUS OYUNU oynanıyor ve sizler saf ve temiz insanlar olarak bu çok tehlikeli oyunun farkında değilsiniz.
Bu dizi, sade bir dizi değil!
Kültür Bakanlığı başta olmak üzere, arkasında çok karanlık güçler olmalı ki bu denli yoğun bir reklam faaliyeti yürütülmekte olup, birileri, dizi oyuncularını sık sık halkın içine çıkartarak halkın sempatisini kazanarak karanlık yüzlerini gizlemeye çalışıyorlar.
Diğer taraftan;
Şehrin her yanı dizinin reklam afişleriyle doldurulmuş.... dizinin oyuncuları, okul çevrelerinde İlkokul çocuklarıyla buluşturuluyor.... salonlarda galalar tertip edilerek halkla sıcak temas sağlanıyor... Bütün bu yapılan hinliklerden bir şeyleri sezmemek, görmemek, iğrenç kokuyu alamamak ne mümkün.
DENİZ TAŞTI!
Taşan denizden karaya vuran, Pontusçuluk ve Trabzonluyu aşağılamak oldu.
DİKKAT EDİN!
Bu zamana kadar, Sümelâ Manastırı, kilise kalıntıları, yer isimleri, horon, kemençe üzerinden yürütülen Pontusçuluk, bundan sonra ''Taşacak Bu Deniz'' gibi dizilerle yürütülecektir.
Bundan 5 yıl kadar önceki ''Sen anlat Karadeniz'' dizisi de bunun benzeri bir diziydi.
Trabzon'un artistik milliyetçi, ülkücü ve Atatürkçülerine;
Bu yazım paylaşım rekoru kırmalı ki sahnelenen kirli Pontus ve Karadeniz insanını aşağılama, hakaret edip küçük düşürmeye yönelik oyunları bozulsun. Müsâit olup da paylaşmayan Trabzonluya yazıklar olsun.
Trabzon'da kahve köşelerinde, çay ocaklarında milliyetçilik- ülkücülük- Atatürkçülük denildiğinde esip gürleyerek mandada kıl, mangalda kül bırakmayan tipler vardır. Bunlar sadece palavradan ibâret olup topa girmezler.
Bir de ''Bize Her Yer Trabzon'' diyerek hava atanlar var.
Bu tiplere soruyorum ''Sen daha Trabzon'a sahip olamazken, nasıl her yer sana Trabzon olacak söyler misin?''
4 Şubat 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
YORUM EKLE