PUŞT VE HAİNLERİ TEZ AFFEDEN BİR MİLLETİZ!

Türk denilince akla ilk gelenler;
Ahlâk- Namus- Merhamet- Asâlet- Adâlet- Dürüstlük- Yiğitlik ve daha birçok hiçbir milletin sahip olmadığı insâni hasletler.
Yeryüzünde her milletin diğerlerinden üstün olan özellikleri ve başarılı oldukları sahaları vardır.
Meselâ;
Çinliler hilede,
Eski Yunan estetikte,
Ermeniler nankörlükte,
Araplar masal uydurmada,
Almanlar felsefe ve müzikte,
İngilizler ekonomi ve ince siyâsette,
Yahudiler dini taassup ve gaddarlıkta,
Fransızlar edebiyatta üstündürler.
Türkler ise;
Namus, ahlâk, dürüstlük, merhamet, yiğitlik ve tüm insâni özellikleriyle diğer dünya milletlerinden kıyaslanmayacak kadar üstündür.
Türk’ün en büyük zaafı ise;
Merhametli ehli, yumuşak bir kalbe ve zengin bir gönle sahip oluşundan dolayı, haini, nankörü, makamlarını esirgemediği sergerdeleri, kendi ekmeği ve kendi imkânlarıyla büyütüp başına baş yaptığı halde kendisine karşı her tür şerefsizliği yapan sütsüz- nikâhsız ve imansız puştları acıyıp affetmesidir. Bu tespitler bize ait olmayıp, Avrupalı otoritelerin tespitleridir.
TÜRK’ÜN BİR AN EVVEL TİTREYİP AYAĞA KALKMASI VE DE HAİNLERE KARŞI OLAN MÜSAMAHASINDAN DERHAL VAZGEÇMESİ ŞARTTIR.
Türk bir titrerse!
Türk’ün titremesinin ne anlama geldiğini tarihi tecrübelerle çok iyi bilen belli karanlık mahfiller ve içimizdeki imparatorluk tortularının tamamı, ne Andımızın okunmasından, ne ''Ne mutlu Türk'üm diyene'', ne de ‘’Ey Türk! Titre ve kendine dön’’ sözünden hiç mi hiç hoşlanmazlar. Bunları duyduklarında uyuzları artıp kanayıncaya kadar kaşınır, kuduz olup salya dökerler.
Atilla ile Roma’nın kalbinin mızrak gibi delinmesi...
Kılıçarslan’la Haçlının perişan edilişi...
Alparslan’la Mâlazgirt’te Romen Diyojen’in esir alınışı...
Fatih Sultan’la İstanbul’un fethedilişi...
ve dahası;
Çanakkale Savaşlarında boğazın karanlık sularının yedi düvele mezar oluşu...
Nihayetinde ise;
Atatürk ve Kuvayı Milliye ruhuyla kazanılan İstiklâl Savaşının akabinde, k.öpeklerin 9 EYLÜL 1922 de İzmir’den denize dökülüşü...
İşte bütün bu kahramanlıklar, zaferler ve fetihler Türk'ün titremesinin sonuçlarıdır!
NETİCE OLARAK DERİM Kİ;
Türk milleti bir an evvel titreyip kendine dönerek, İstiklâl Savaşının kılıç artıklarından olup, imparatorluk tortusu olarak bu zamana kadar içimizde barınmakla kalmayıp, devletin en hayati kurumlarına kadar sızabilmiş, dini pazarlayarak milyonları kandırıp ihanetine ortak etmiş kanı bozuk ve soy özürlü etnik çete mensuplarından kurtulmanın yollarını aramalıdır.
Böylesi hainlerden, vatan, bayrak, namus hassasiyeti ümit etmek ve de titremelerini beklemek, büyük bir çelişkidir ve aynı zamanda onlara karşı yapılmış olan bir haksızlıktır.
Başarının ilk şartı;
Allah’a yakınlık.
Tarih şuuru- Milli ruh.
İnat, gayret, kendine ve milletine güvenmek ve başaracağına inanmak.
Haklı olun!
Hakk ile olun!
Hakk’ı savunun!
Haklının yanında olun!
Dahası;
Türk olun, çünkü Türk, Türkleştikçe güçlenir.
BİR DİĞER ÇOK ÖNEMLİ HUSUS İSE;
Bağrımızdan çıkan ve Allah'ın Türk'e bahşı olan kahramanlarımızın değerlerini bilelim ve kahramanlarımızı, hainlerin, bölücülerin ve gayrı milli şebekelerin alçakça saldırı, iftira ve karalama kampanyaları karşısında madden, fiilen ve mânen yanlarında olalım.
31 Ocak 2020
ORHAN KILIÇOĞLU
YORUM EKLE