YAPAMAM ÇÜNKÜ TÜRK'ÜM.
NASIL SUSARIM Kİ, KAHPELER YÜMSEK YÜMSEK YERDELER.
Bıkıp, yorulup, ümitsizliğe düşüp kaçamam!
Çünkü ben Türk milletinin namusunun ve hatta 1000 yıl sonra bu topraklarda doğacak olan körpecik kız çocuklarımızın ırzı, iffeti ve bekâretinin bekası için mücâdele veriyorum.
Bu mücâdelimi, ne namussuza, ne vatansıza anlatabilirim.
Anlamaz beni, çünkü ne namusu, ne de vatan diye bir meselesi var.
Namusunu kırıntıya, vatanını makama değişenler, midesinden düşünenler anlamaz bizi.
Para, makam, üç beş kuruşluk menfaat, iktidar olmak, bir yerden listeye girip seçilmek ve dünyalık için susanların tamamı soysuzdur- namussuzdur- kanı bozuk gayrı milli hergelenin tekidirler.
Türk'ü Anadolu'dan kovmak, şayet bu mümkün olamıyorsa, sistemli bir proğram dâhilinde yurdumuza sokulan mülteci ve sığınmacılarla Türk'ü azınlığa düşürmek için her türlü kirli oyun tezgâhlanmaktadır.
Hiçbir siyâsiye ve hiçbir siyâsi partiye güvenmemeliyiz!
Tek kurtuluş, tüm siyâsi görüşleri bir tarafa bırakarak milletçe kenetlenmemizdir. Bunun aksi yok oluşa doğru yelken açmaktır.
Kahpeler eleler.
Yerli kahpeler ise en öndeler.
Türk milletinden çok büyük bir intikam alacaklar.
Bizden bilip 50 yıldır bel bağladıklarımız da hainlerle aynı saflarda.
Dışarıda ki hainler ve içerideki uşakları bu intikamı bir an evvel almanın peşindeler.
Vatanını, ırzını ve namusunu kıskanan her kişi uyanık ve gayretli olmak zorundadır. Yüce Allah Türk milletine kara gün yaşatmasın inşallah.
Helâl süt ile büyütülen,
Asâlet kokan ninnilerle belenen,
Gönlü ve beyni vatan ve Türklük sevdasıyla bezenen biri olarak ahvale bakıp kahrolmamak elde değil.
Bazen kendi kendime diyorum ki;
Kader deyip köşeme mi çekilsem.
Ne var ki köşeye çekilmeyi Türklüğüme, imanıma yediremiyorum.
Her yanımızın kahpelerce sarılı olup Türk milletinin boğulmak istendiği, hainin muteber sayılıp meydanlarda alkışlandığı, kasten ve bilerek Türk’ten intikam almak için mal varlıklarının, iktisadi kaynaklarının yağmalandığı, adâletin çökertilip, herkesin kendi hesabını kendisinin görmesinin istendiği, dahası ise makamlarının ve en üst tepe noktalarının işgâl edilip, 20 Milyona yakın mülteci kılıflı başta Suriyeliler olmak üzere işgâl gücünün vatanımıza yerleştirildiği böylesi bir dönemde köşeye çekilmeyi cepheden firar etmektir diye düşünüyorum.
Ya Allah bismillah- Allahu ekber deyip iman tazeleyerek kendi kendime komut veriyorum; ''Kalk ve davran, senin gayretinle ve senin kavgan sayesinde Türkler bu topraklarda hep var olacak, irili ufaklı bütün itler ürdükleriyle kalacak'' diye.
Ey Türkoğlu davran,
Davran da, yine bir Yahya Kemâl çıkıp yeni bir AKINCILAR Şiiri yazsın!
Yazılmaz mı?
Yazdıramayız mı?
Çıkmaz mı yeni bir Yahya Kemâl?
Niçin yazılmasın ki, karşındakiler üç beş çapulcu.
Yeter ki sen iste, dağlar yürüsün, gök çöksün, yeni bir şafak söksün.
AKINCILAR
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Türk'süz bir dünya, fezanın boşluğunda un ufak olup dağılsın.
Çünkü Türk'ün olmadığı bir dünya dünya olmaktan çıkmış, mazluma, mağdura, arkasıza, kimsesize bir çilehane demektir.
Türk milletinin ve Türk devletinin hârici ve dâhili düşmanlarının birer alçak, birer şerefsiz olduklarını söylemek, ne abartılı, ne de kaba bir sözdür.
20 Ocak 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
