BİR YİĞİT NESİL TÜKENİYOR

YOLCUYUZ, SON ÖLÜM İLÂNLARIMIZ.
BİR BİRİ ARDI SIRA GÖÇEN ÜLKÜ ERLERİ.
VE CENÂZELERİNE BİLE KATILMAYAN ÜLKÜ CELLÂTLARI!
Kısa bir zaman öncesine kadar radyo, televizyon ve gazetelerde ‘’Çanakkale Gâzisi, İstiklâl Savaşı Gâzisi filânca Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur’’ şeklinde ölüm ilânları olurdu. Ama şimdilerde ‘’Çanakkale Gâzisi, İstiklâl Savaşı Gâzisi filânca Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur’’ diye bir ölüm ilânına rastlıyor muyuz?
Niçin mi rastlamıyoruz;
Çünkü, varlık sebebimiz olan o mübarek kuşak bir tek kişi bile kalmadan birer birer göç eyleyip Hakk'a vasıl oldular.
Bunları niçin mi anlattım.
Allah’ın Türk milletine en büyük nimeti- hediyesi ve ikramı olan 1980 öncesinin ülkücüleri, o hilâl bıyıklı yiğit Türk delikanlıları, bugün 70-80 lik Aksakallıları olmuşlar ve onlarda tıpkı Çanakkale’nin, Sakarya ve Dumlupınar'ın Gâzileri gibi birbiri ardınca çoğu yoksul, çoğu garip lâkin birer şeref âbidesi olarak sessizce göçüp gitmekteler.
Bugün bir ülküdaşımız,
Yarın Ben,
Öbür gün bir başka aksaçlı ülkücü yiğitte sıra.
Ve bir müddet sonra, ‘’80 öncesinin filânca yiğit ülkücüsü Hakk’ın rahmetine kavuştu’’ denmeyecek. Çünkü onların da tamamı tıpkı Çanakkale ve İstiklâl Savaşı Gâzileri gibi ebediyete göçmüş olacaklar.
EY TÜRK MİLLETİ DUY!
Asıl o zaman öksüz,
Asıl o zaman çaresiz,
Asıl o zaman yetim ve sahipsiz kalacaksın.
Ülkücü dava ve bu davanın asil ve soylu mensupları!
Sizler ne kadar güzel,
Sizler ne kadar asilsiniz,
Ve ne kadar mübareksiniz.
GARİP GELDİK GARİP GİDİYORUZ!
Ama ne var ki Türk doğduk,
Türk olmayı şeref bilip övündük.
Türk'e hizmet ettik büyük bir şevkle.
Ve şimdi, her gün birkaç ülkü devi Hakk'a yürümekte sessiz, sedasız.
Gönlü yaralı, kırgın, üzgün, başı çileli, mahzun ve yorgun bir şekilde.
Bir ucu Azrâil'in elinde olan boyunlarımıza takılı ömür ipinden çekilerek bir bir göçüyoruz şerefimizle.
Şerefiyle yaşayan,
Vatana, Türklüğe hizmetten başka bir hedefi olmayan ülkü devlerini, çoğu kez şanına yaraşır şekilde uğurlayamıyoruz bir takım şerefsizler yüzünden. Bunu en son Ozan Ârif'le yaşadık.
Bizler helâl süt emdik!
Mübarek Anaların Türkçe ninnileriyle belendik beşiklerde!
Geldik, kavgaların en millisini ve en ilâhisini verdik yiğitçe, mertçe!
Derken;
Bir çaşıt,
Bir yabancı cisim,
Bir iğrenç ve kurnaz tilki,
Bir zehirli dil dadandı bağımıza.
Kin, nefret ve nifak soktular aramıza.
Bize yaşatılanlar;
12 Eylül'den de beter bir operasyon değil de nedir?
EY GENÇ ÜLKÜCÜ!
Dava adamı, ülkücü, Türk milliyetçisi sandığın birilerinin dolduruşuna gelip, ak saçlı 70-80 lik ülkü devlerinin yollarına pusu kurup onlara saldırma!
Pusu atıp dövdüklerin, yeri geldi namlu doğrulttukların sana ve en sevdiklerine bir vatan bırakabilme uğruna, yılanın gömleğinden sıyrılışı gibi dünya ve içindeki tüm nimetlerden sıyrılarak ölüme koştular!
EY GENÇ ÜLKÜCÜ!
Şu an nesli kesilen bir Çanakkale Gâzisinin dizinin dibine oturarak, O' Gâziden Anafartalar'ı, Conkbayırı'nı, 57. Alayı, Koca Seyit'i, Ezineli Yahya Çavuş'u ve dahası, Çanakkale Zığın Dere'de ki askeri sahra hastanesinde Doktor Nusret Beyin yaralı oğluyla olan acıklı hikâyesini dinlemek istemez misin?
İsteyeceğini biliyorum lâkin öldüler!
O mübarekleri nerede bulup dinleyeceksin ki?
Bâri, birilerinin dolduruşuna gelerek yolunu kesip el kaldırdığın 70-80 lik ak saçlı ülkücü Ağabeyilerinin nesli kesilmeden git dizlerinin dibine otur!
Bir an önce otur da;
Önce özür dileyip ellerini öp ve sonra Onlara ''Bana 1980 öncesindeki destansı ülkücü mücâdeleyi, Ruhi Kılıçkıran'ın, Özmenem'in, Önkuzunun, Selçuk Durack'ın, Halil Esendağ'ın, Mustafa Pehlivanoğlu ve daha binlerce kader arkadaşlarının hayat hikâlerini anlat'' de!
Hadi arslanım!
Hadi geç kalma!
Bir bir göçüp gidiyorlar!
Türkeş'in rahle-i tedrisinden geçen son kuşağı dinleme fırsatını kaçırma!
Biliyorum, sana;
''O'nlar eski ülkücü, O'nların devirleri kapandı, sen, MADE-İN BALGAT İMALÂTI yeni ve son model ülkücüsün'' diyenler çıkacaktır. Bu tiplere kulak asma, bu tipler 5000 ülkücü şehidin emanetine sadık değiller.
6 Mart 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
YORUM EKLE