TANIP ARLANMAZ YAL DÜŞKÜNLERİ!
DİN TÂCİRLERİ, SARAY TAKLACISI SÖZDE MİLLİYETÇİLER.
Fırat Çakıroğulları, Sinan Ateşler, kancıkça kurulan pusulardan sıkılan kahpe kurşunlarla, vatan, namus, din ve Türklük uğruna toprağa düşerken, diğer tarafta, dünyalık kırıntı, makam, rütbe ve menfaat peşinde aç çakallar gibi koşturan soysuzlar!
İçinden şehrin necâseti akan kanalizasyon dehlizlerini mekân tutan yarasalar misâli siyâsetin iğrenç pisliğine batmış günümüzün marka Müslümanları!
Saray yanaşması, davasız, meselesiz, çilesiz, ülküsüz tatlı su milliyetçileri!
Namus, vatan, millet, din ve devlet uğruna mücâdele edip çile çekmeden, bu kutsal değerler uğruna yardan, serden, dünya rahatından vazgeçmeden, kutsal kavgalara girişip bir fiske bile yemeden, mü'min ve vatansever kulların sınıfına dâhil olup adamdan sayılarak kelepirden Cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz?
Yok öyle yağma!
Bu Allah'ın adâletine terstir!
Sizi gidi uyuşuk, yılışık, dünyaya ve içindekilere meyledip siyâsi liderini ma'bud edinmiş utanmaz, arsız, dünyaperest aynı zamanda putperest sünepeler sizi!
Müslüman kim, milliyetçi kim, siz kim?
Menfaat taklacıları, İslâm'ın ve milliyetçiliğin yüz karaları.
Türk milleti ile bağını koparmış kişiliksiz ve kimliksiz yaratıklar.
Toprak satılsın,
İslâm çiğnensin,
Namus horlansın,
Devlet parçalansın,
Türklüğe hakaret edilsin,
Eşkıya ile masaya oturulsun,
İte ''Kurucu önder'' denilsin,
Millet egemenliğini kaybetsin,
Varlıklar ecnebilere devredilsin,
Çalınsın, çırpılsın, hazine yağmalansın...
Ve dahası memleketin her yanı kerhane olsun, sizin gibiler için hiç fark etmez. 'Amaaan sen de' der geçersiniz. Yeter ki kulu olduğunuz siyâsi liderinize ve körü körüne oy verdiğiniz partinize söz söylenilmesin!
Dolmuşta, parkta birisi partinizin veya Ma'bud edinip tapındığınız haram ve yalan küpü siyâsi liderinizin aleyhinde en küçük bir söz söylese anında kin kusar Savcılığa koşarsınız da; haşa Allah'a, dine, Peygamberimize, Türklüğe, Türk'ün milli değerlerine ve kahramanlarına küfredilse, kuyruğunuzu kıvırıp oturur, küfredene yılışır, sonrada dut yemiş bülbül olur susarsınız!
İslâm'ı, mekânik olarak kılınan ruhsuz bir namazla, yarım yamalak bir orucun arasına sıkıştıran, milliyetçiliği ise geçim ve seçim kapısı gören gâfiller biliniz ki;
Namaz, câmiden çıktıktan sonra, oruç Ramazan ayı bittikten sonra başlar.
Milliyetçilik ise, her şart ve her zorlukta her kahpeye karşı Türk'ün âli menfaatlerini korumak için gerektiğinde yılanın gömleğinden sıyrılışı misâli dünya sevgisinden sıyrılarak ölümü göze alabilme hâlidir.
MAKBUL BİR MÜMİN OLMAK İÇİN;
Cihat, irşat, tebliğ gerek!
Haine, hırsıza, yolsuza, soysuza karşı tavır gerek!
Tarihine, Türklüğüne sövene karşı öfke ve buğuz gerek!
Allah adına bunların hiçbirini yapma,
Menfaatin için haine arka ol, puştu ayakkabısına kadar yala ve sonra kalk dinden- imandan- milliyetçilikten dem vur!
Hadi be sen de yılışık miskin!
Hadi be marka Müslümanları!
Hadi be saray taklacısı milli münafıklar!
Hadi be taklacı, dünyaperest dalkavuk!
Pakistanlı düşünür ne de güzel söylemiş;
''Müslümanlardan kaçtım İslâm'a sığındım'' diye.
29 Ocak 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
