BEKİR DOĞAN BÜYÜĞÜMÜZÜ KAYBETTİK

ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN SİZE BİR BÜYÜK İNSANI ANLATACAĞIM!
Bu büyük insan kimdir?
Bu büyük insan, öncelikler bir TÜRK BÜYÜĞÜDÜR.
Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in sırtını dayadığı dostudur.
14 Şubat 1973 günü, kızıl alçaklar tarafından kurulan pusu sonucu Adıyaman Gölbaşı’nda şehit edilen Adıyaman Endüstri Meslek lisesi Müdürü ve aynı zamanda Ülkü- Bir Başkanı merhum CEMİL DOĞAN'ın Ağabeyi, ülkücü davanın yaşayan efsanesi bilge zat Bekir Doğan Ağabeyimizdir.
Bekir Doğan Ağabeyimizin ölüm günü olan 14 Şubat günü, aynı zamanda, Cemil Doğan’ın kızıl itler tarafından otobüsten indirilip feci işkenceden sonra hemen oracıkta şehit edildiği gündür.
Yıl- 1975
Diyarbakır Eğitim Enstitüsünde okuyan 35 ülkücü öğrenci, can güvenlikleri olmadığından Türkeş’in isteği üzerine Diyarbakır’dan ayrılarak İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsüne gelirler.
Hiç tanımadıkları İstanbul'dadırlar.
Yol bilmez, iz bilmezler, her yanları kızıl namlularla çevrili.
Ölüm enselerinde, cepler boş, mideler aç, lâkin yürekler mangal gibi.
Tamamı parasız ve yorgun bir halde okulun karşısında boş bir arsada toplanıp, nerede kalacağız, nerede yatıp ne yiyeceğiz diye kara kara düşünürlerken, bilinmeyen biri, aynı gün içinde okulun hemen 40- 50 metre mesafesinde bir yurt binası tutar.
Yine aynı gün içinde bu binaya 35 karyola, 35 yatak, 35 yastık, 35 kişilik bardak, tabak, kaşık çatal takımının yanında, birkaç tüp ocak, üç- beş büyük teneke zeytin- reçel- peynir vs. kumanya gelir.
Yurt binası tutulup içi donatıldıktan sonra, Diyarbakır’dan gelen öğrencilere ‘’Buyurun işte size yurt, hayırlı olsun’’ denir.
Öğrencilerden bir teki bile bu işleri kimin yaptığını bilmez!
Diyarbakır'dan gelen öğrencilerden biri de benim küçük kardeşimdir.
Kardeşim, bu hayırsever kişinin BEKİR DOĞAN olduğunu tam 43 yıl sonra emekli olduğunda öğrenir.
Böylesi bir davranış;
Kan,
Gen,
Ruh,
Asâlet,
Cömertlik,
Merhamet,
İman ve ahlâkla ilgilidir.
107 yaşında bugün fâniden ebediyete göçen Ülkücü şehit Cemil Doğan'ın Ağabeyi.
1980 öncesi İstanbul- Kadıköy MHP İlçe Başkanı.
1980 öncesi şehit edilen ülkücülerin ve MHP yöneticilerinin cenâzelerini organize eden ahde vefanın zirve yaptığı bir mübarek insanı.
Rahmetli Başbuğumuzun, İstanbul’a her gelişinde evinde misâfir olup ağırlandığı büyük dostu.
Rahmetli eşi Perihan Ablamız, bol, derin ve lezzetli yemekler pişirip bir seferinde onlarca kişiye sofralar kuran bir Türk keyvanı.
Bu günkü MHP'nin en üst makamlarında bulunan insanların 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası sığındığı ve hemen hepsinin ruhunu, gönlünü ve karnını doyurduğu bir büyük Ağabeyi, gönül adamı, ülkü devi, asırlık koca bir çınar.
2016’da MHP Genel Başkan Adaylarından biri 60 kişilik kalabalık bir grupla evine geliyor ve tamamına anında yemek ikram ediliyor. Böylesine bir gönlün sahibi, cömertlik âbidesi muhteşem insan.
Bu ne beceri?
Bu ne gönül zenginliği?
Bu ne asâlet ve bu ne bereket böyle?
ÜLKÜCÜLERİN DERT BABASI.
Kadıköy’de ki mütevâzi evi, her dara düşen ülkücüya çare kapısı. Zorda kalan arkadaşlarımızın sığınıp soluklandığı, her türlü ihtiyacının karşılanarak gönlünün hoş edilip uğurlandığı bir mübarek mekân.
Ülkücü teşkilâtlarda zaman zaman zuhur eden niza ve kırgınlıkları, bir on dakikalık konuşmasıyla anında sevgi ve muhabbete döndüren müşfik bir Baba şahsiyet.
96 yaşına rağmen Azerbaycan'a kadar gidip, Azerbaycan Televizyonlarında, Azeri gençlere vatan sevgisini, Turan idealini anlatan bilge kişi.
Şu an Azerbaycan'da, adı ‘’TURAN DEDE’’ diye dillerde dolaşan büyük gönül adamı, canlı tarih hazinesi.
BEKİR DOĞAN!
O' BİR TÜRK BÜYÜĞÜ!
Bekir Doğan gibi bir ULU ÇINARI, bir TÜRK BÜYÜĞÜNÜ anlatmak için yürek ister, kalem ister, kelâm ister, zaman ister, kabiliyeti ve mahareti gerektirir.
BEKİR AĞABEYİ!
Seni, acizane ancak bu kadar anlatabildim!
Biliyorum ki senin yüceliğin ve bilgeliğin karşısında sana lâyık kelimeleri bulup seni anlatmak beni çok çok aşar.
Beni mazur gör ve affet değerli büyüğüm!
Sen, vatanda yok olarak ‘’Fena fil vatan’’ olan bir ulu zatsın!
Sen, Türklükte eriyip ''Fena fil Türk'' olabilmiş ulu bir çınarsın!
Sen;
Acıların,
Dertlerin,
Istırapların,
Çilenin,
Büyük sevdaların yürekli insanıydın!
Sen;
Rahatı sevmeyen,
Dertleri zevk edinmiş,
Milletimin dertlerini unuturum diye mutlu olmaktan korkan koca bir bilgeydin!
KAHRAMANLAR SAĞ İKEN;
Ne övünürler,
Ne tanınmak,
Ne de bilinmek isterler.
Onlar mütevâzidirler.
Onlar öyledirler de bize düşen görev onları unutturmamak ve bu görevi namus bellemektir!
Ne mutlu ki böyle Türkçe, şereflice ve de delikanlıca bir hayat sürdün ve Müslümanlığını ve Türk kimliğini milyonlarca insanla paylaşıp örnek oldun.
BİR KONUŞMAMIZDA KENDİSİNE DEMİŞTİM Kİ;
‘’Bekir Ağabeyi, Allah, ruhunu zinde, ömrünü uzun eylesin ki, senin varlığınla moral bulalım.
Hanenize gelip dertlerimizi döküp, nasihatlerinle huzur bulalım.
O bereketi hiç eksik olmayan mutfağında pişen çorbanla doyup, zengin ikramlarınla lezzet bulalım.
Öyle bir gönle ve cömertliğe sahipsin ki, her hanene gelene ve her gittiğin şahsa mutlak bir hediye vermektesin. Bana da 1870 de imal edilen köstekli bir saat, değerli bir tespih ve bozkurt taşlı bir gümüş yüzük hediye ettin. Bizim kuşağın tamamının babası rahmetli oldu lâkin babasızlığımızı bizlere yaptığın babalıkla unuttuk’’
Şimdi buradan MHP GNL. MERKEZİ ve İstanbul İl teşkilâtlarına, Ülkücü Kuruluşların mensuplarına soruyorum;
Bekir Doğan büyüğümüzü tanıyanınız var m?
Ya da tanıyıp ekmeğini yediği halde hatırlayanınız var mı?
Sorumun cevabını yine kendim vereyim;
MHP'den Bekir Doğanı tanımayan, yardımlarını görmeyen, zaman olup kanatlarının altına sığınmayan bir tek kişi yoktur. Gel gör ki, nankörlükte, ahde vefasızlıkta ve karakter erozyonunda sınır tanımaz olmuşlar.
KENDİSİNİ KAHREDEN BİR OLAYI ANLATMIŞTI;
Bir gün ülkücü gençler kendisini davet ederler. Kırmaz gider gençlerle sohbet eder. Salonda CELÂL ADAN’DA vardır. Celâl Adan, Bekir Doğan Ağabeyimizi çok iyi tanıdığı halde görüp ayağa kalkmadığı gibi, yüzünü öbür yana dönerek bacak bacak üstüne atarak saygısızca oturur. Celâl Adan’ın bu küstah davranışını bir türlü unutamıyordu, öyle ki bu olayı bana birkaç defa üst üste anlatmıştı.
TÜRK MİLLETİ OLARAK, ÇOK BÜYÜK BİR DEĞERİNİ, BAŞBUĞUMUZ TÜRKEŞ’İN BİZLERE OLAN EMANETİNİ KAYBETTİK.
YOLUN AÇIK,
RUHUN ŞÂD,
MEKANIN CENNET OLSUN.
Şimdi hayatta kalanlardan bir TÜRK BÜYÜĞÜMÜZ daha var.
Bu Muhterem büyüğümüzün ismi MAHMUT YARAŞ (GÜL İSMET)
Şu an ocaklı bir Lise öğrencisinin heyecanıyla ülkücü mücâdelesine devam eden Mahmut Yaraş büyüğümüzü dualarımızda unutmayalım. Bekir Doğan Büyüğümüzün yanındaki ikinci fotoğraf Mahmut Yaraş’tır.
Not,
Cenaze namazı, 15 Şubat Pazar günü İkindi namazına müteakiben Üsküdar Capitol Alış Veriş Merkezi yanındaki İlâhiyat Fakültesi Câmiinde kılınarak, Ümraniye Ihlamurkuyu kabristanlığında toprağa verilecektir.
14 Şubat 2026
ORHAN KILIÇOĞLU
YORUM EKLE