Bir ‘12 eylül’ daha yaklaşırken...

O günü her hatırlayışımızda kaybettiğimiz canlara yanıyor, canımızı yakanlara lanetler ediyor, cehennem ateşinde ebediyyen kalacaklarını bildiğimizden bir parça rahatlıyoruz. O kadar!

Her 12 eylül gelişinde beddua edilenler; Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Nurettin Ersin, akla hayale gelmeyecek işkencelerin mimarı zevatla, zevkle kalem kıran hakimler ve onlara zemin hazırlayan savcı müsveddeleri. Bize gösterildiği kadarını görüyor, bir türlü bu listenin dışına çıkmıyor, çıkamıyoruz…

Halbuki 1944’lerde Türk Milliyetçiliğinin, Türkçülüğün başını çeken rahmetle andığımız merhumlar; Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, Osman Yüksel, Fethi Tevetoğlu, Orhan Şaik Gökyay, Zeki Velidi Toğan, Reha Oğuz Türkkan, Sait Bilgiç, Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk, Hüseyin Namık Orkun, Hasan Ferit Cansever, Hamza Sadi Özbek, Hikmet Tanyu, M.Zeki Özgür (Sofuoğlu), Cebbar Şenel, Nurullah Barıman, Cihat Savaşfer, Fazıl Hisarcıklı, O.Yusuf Kadıgil, Fehiman Altan (Tokluoğlu), Cemal Oğuz Öcal, Saim Bayrak, Doğu Türkistanlı Nuriman Karadağlı ve eşi Ahmet Karadağlı, Heybettullah İtil de aynı muameleye maruz kalmışlardı. Onların suçu ne idi ki tabutluklara sokulmuşlar, eziyet görmüşlerdi?

Mensubu olmakla şeref duyduğumuz milletin adı Türk Milleti idi. Adımız sanımız Türk. Kurduğumuz devletin adı da Türkiye! İstiklal Savaşımızdan yeni çıkmış, 1923’de Cumhuriyetimizi kurmuştuk. 1923’den 1944’de kadar, 21 yıl içinde ne olmuştu, ne değişmişti de, bu olaya cesaret edilmişti? Hatta, 1938’le 1944 arasında sadece 6 yıl vardı. Atatürk’ün vefatını fırsat bilenlerin hiç zaman kaybetmeden, 6 yıl sonra harekete geçtiklerini görüyoruz. Türk Milliyetçilerine bu zulmü reva gören soy özürlüler kimdi, kimlerdi? Bütün bunları derinlemesine düşündüğümüz oluyor mu, olmuyor mu şüpheli…

Malumların deli raporu vererek susturmaya çalıştıkları Mehmet Yüce Katırcıoğlu’nun ifşaatlarıyla; Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya ve Nejat Tümer’in mason olduklarını bütün camiamız duydu mu, duymadı mı bu da şüpheli…

Çünkü, eli kalem tutan, 12 eylül öncesini ve sonrasını yaşayıp bilen hiç kimsenin, bu önemli hususu yazdığını, bu konudan bahsettiğini duymadım, görmedim; üzücü…

Bizi hedeflerinin tam ortasına koyanların kimler olduğunu, bizi düşman seçenleri, geldiğimiz bugünkü durumun müsebbiblerini bilmeye hakkı yok mu Türk Milletinin?

YORUM EKLE